Ermenistan ve Gürcistan bağımsızlıklarını ilan ettikten bu güne kadar ilişkilerin perde arkasında her zaman ciddi problemler yaşanmıştır.
Taraflar bu problemleri görmemezlikten gelerek ikili ilişkileri geliştirmeye çalışsalar da istenilen sonucu elde edememişlerdir. Gürcistan bağımsızlığını ilan ettikten sonra iç politikada ciddi problemlerle karşılaşmış, Eduard Şevardnadze iktidara geldikten sonra bu problemleri halletmeye çalışsa da, Rusya ile ilişkileri düzene sokamadığı, iç politikada ise demokratikleşme sürecini kontrol edemediği için çalkantılı bir dönem yaşamıştır.
Ermenistan ise bağımsızlık sonrası bütün ‘yumurtaları bir sepete’ toplayarak siyasi, güvenlik, sosyal, enerji ve diğer alanlarda Rusya ile ilişkilerini ön plana çıkarmış, çok yönlü siyaset hayata geçirmek imkanlarını sınırlandırmıştır. Böylece, Ermenistan tamamen Rusya’nın yörüngesine girmiştir.
Ahılkelek Sorunu
Bağımsızlık arifesi ve sonrasında Gürcistan’da Acaristan, Güney Osetya ve Abhazya problemlerinin ortaya çıkması ve bunlara paralel olarak Ahılkelek bölgesinde toplu halde yaşayan Ermenilerin siyasi teşkilatlanmaları, özellikle Ahılkelek’te bulunan 62. Rus askeri üssünün Ermenilere verdiği güven onların Gürcü Hükümeti’ne karşı daha saldırgan davranmalarına neden olmuştur.
Rus askeri üssü Ahılkelek’te bulunduğu zaman bölge büyük ölçüde Gürcistan’ın kontrolünden çıkmış, ancak Rus askeri üssü bölgeyi terk ettikten sonra Gürcistan Hükümeti bölgenin idari yapısında ve yönetiminde değişiklikler yaparak bölgeyi kontrol altına alabilmiştir. Ama yine de Ermenilerin kültürel ayrılıkçı talepleri güncelliğini korumaktadır.
Gürcistan resmileri de Ahılkelek bölgesinde Ermenilerin zaman zaman dile getirdikleri ayrılıkçı taleplerden rahatsızdırlar. Ahılkelek Ermenilerinin ayrılıkçı talepleri başta Ermenistan’daki bazı siyasi partiler olmakla, çeşitli bölgesel ve uluslararası insan hakları örgütleri tarafından desteklenmektedir. Ancak bu konuda Gürcistan resmilerini bir nebze de olsun rahatlatan Dağlık Karabağ sorununun halledilmemesidir. Dağlık Karabağ sorunu bir şekilde halledilirse, Ahılkelek Ermenilerinin ayrılıkçı talepleri daha ciddi şekilde gündeme gelebilir ve Gürcistan için yeni bir problem daha ortaya çıkabilir. Bu da Ağustos 2008’de Gürcistan’ın Güney Osetya ve Abhazya’yı kaybetmesinden sonra Gürcistan için en son arzu edilen olaydır.
Ermenistan Dağlık Karabağ probleminin henüz halledilmediği bir dönemde Ahılkelek Ermenilerinin ayrılıkçı taleplerini açıkça destekleyerek ‘kuzey kapısı’ konumunda bulunan Gürcistan’ı rahatsız etmek istememektedir. Ermenistan Hükümeti’nden farklı olarak Taşnaksutyun Partisi ve hükümet dışı teşkilatlar Ermenilerin ayrılıkçı taleplerinin destekleyerek, Gürcistan Hükümeti’ni tehdit etmektedirler.
Gürcistan’ın NATO Üyelik Perspektifi ve Ermenistan’daki 102. Rus Askeri Üssü
Gürcistan’ın Batı güvenlik sistemi-NATO’ya üyelik siyasetine karşılık olarak, Ermenistan’ın Bağımsız Devletler Topluluğu Kolektif Güvenlik Teşkilatı Antlaşması ile işbirliğini daha da genişletmesi, Gürcistan’ın güvenlik anlayışını zedelediği gibi, bölgenin de güvenliğini daha karmaşık bir duruma düşürmektedir. Her ne kadar Gürcistan Dışişleri Bakanı Nini Kalandadze 22 Ağustos 2010’da verdiği açıklamada ‘Ermenistan ve Rusya’nın Günmrü’deki 102. Askeri üssün süresinin 2044 yılına kadar uzatılması hakkında aldıkları karar bağımsız iki devletin hukukudur... Ermenistan ülkemizin Rusya’dan algıladığı tehlikeyi anlamıştır ve anlamaktadır. Bizim için önemli olan budur. Bu anlayışın komşumuzda olması bizim için önemlidir. Bizim yakın ilişkilerimiz vardır ve Ermenistan’ın bölgesel güvenliği tehdit etmeyeceğinden eminiz’ diyerek, konuyu fazla önemsemediklerini bildirse de, aslında bu durum Güney Osetya ve Abhazya’yı kaybeden Gürcistan için ciddi tehlike ve tehdit unsurudur. Rusya’nın Gürcistan’a saldırmasından sonra Nisan 2011’de Gürcistan Parlamentosu Rusya ve Gürcistan arasında Ermenistan’da konuşlanan 102 askeri üsse yük taşımacılığı hakkında 31 Mart 2006’da imzaladıkları Antlaşmayı oybirliği ile iptal etmiştir.
Güney Osetya ve Abhazya sorunlarının devam etmesi Gürcistan’ın NATO’ya üyelik sürecinde ciddi bir engeldir. Gürcistan Devlet Başkanı Mihail Saakaşvili’den sonra seçilecek olan devlet başkanının siyasi görüşünün neler olacağı bilinmediği için Gürcistan-NATO ilişkilerinin nasıl devam edeceği konusunda fikir yürütmek oldukça zordur. Gürcistan köklü devlet geleneğine sahip olmadığı için iç ve dış politikada dokunulmaz prensipleri henüz şekillenmemiştir.
Ermenistan ve Gürcistan arasındaki sorunların yakın ve orta zaman diliminde halledilmesi imkansız görünmektedir. Tarafların ayrı ayrı güvenlik sisteminde olmaları ve dış politika önceliklerinin benzer olmaması bunun en önemli nedenlerinden biridir.
Dr. Hatem Cabbarlı, Avrasya Güvenlik ve Strateji Araştırmalar Merkezi Başkanı
F.V